7 Haziran 2019 Cuma

AHLAK HAREKETİNİN AHLAKSIZLIKLARI!



Van’ın tek gençlik festivali bir kere yapıldı ve öyle kaldı. Festivalin içeriği, konsepti, yapılabilenleri, yapılamayanları ayrı ayrı tartışılabilir. Ancak festivalin iptal edilme gerekçelerine bakınca insan ah edemeden duramıyor. Bir grup “kimliksiz” hareketinin çağrısı ve baskısıyla eksik gedik yapılacak olan festival de iptal olmuş görünüyor. Duyumlar ve eleştiriler geliyordu ama o kadar da olmaz demiştim. Şimdi bakınca aklıma bir zamanlar “Yeni Şafak’ta” yazan sevgili Murat Menteş’in yobaz tanımı geldi. Veciz ifadesiyle; “Yobaz, başkası mutlu olacak diye ödü kopandır.” 

Söz konusu festivale karşı çıkan güruh için en uygun tanımlama budur bence. Özellikle gençlerin kendi yaşam ve düşünce kalıpları dışında kalkıp oturmaları, düşünmeleri yaşamaları, şarkı söylemeleri, içki içmeleri bu yobazların ödünü kopartıyor. Halbuki her şehirde olan ve gençlerin bahar şenlikleri tadında yaptıkları bir “mutlu olma” girişimidir olan.  Bu kadar yıkım, kriz ve huzursuzluk içerisinde gençlere reva görülmeyen 3 günlük festival aslında bir ucunda IŞİD’in olduğu dünya görüşünün uzantısıdır. Ve maalesef gençlerin bir araya gelmeleri engellenmiştir. Bu zihniyet suruç’ta oyuncak toplayan, ankara’da halayda duran gençleri katleden zihniyetle akrabadır. Bunlara göre; gülmek, eğlenmek, oynamak günahtır. Onları kendi dünyalarına “havale edelim” derdim ama kendilerine ahlak hareketi demelerine susulamaz.

Sadece son bir yılda Van ilinde sınırda donan mültecilere, en son Özalp’ta bir imamın çocukları tacizine, iş cinayetlerine, insan kaçakçılığına, uyuşturucu ile mücadeleye, kültürel asimilasyon ve yozlaşmaya dair bu “ahlak” hareketinin tek bir sözünü duyan var mı? Kadına yönelik şiddet nedeniyle yaralanan veya yaşamını yitiren kadınlar hangi ahlakın mağdurları? Yoksulluk nedeniyle çalıştırılan çocuk işçiler veya karın tokluğuna çalıştırılan mülteciler… Saymakla bitmez bu ahlaksızlık listesi…

Bu ahlaksızlık hareketinin en son söylediği yalan ise festivalde “Kur’an-ı Kerim’e Hakaret edildi” yalanıdır. Reklam panolarına asılan bu yalanın nasıl bir açıklaması olabilir? Bu olsa olsa bu ahlak(sızlık) hareketinin te’vilidir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da tüm Müslümanların kutsalı olan kitabı kendi yalanlarına perde yapıyorlar. Kimsenin ne Kur’an-ı Kerim’e ne de dini bütün insanlara hakaret ettiği falan yoktur. Böyle bir şey olması durumunda da yasalara ölçüsünde yaptırımı zaten vardır. Ancak festivale doğrudan karşı çıkış nedenlerini dürüstçe söyleyemen bu güruh her zamanki yöntemle tevil yapmaktadır. Festivale karşı çıkış nedenleri gençlerin alkol alma olasılığıdır. Sınırsız eğlenmesidir. Kim bilir haşa el ele tutuşmasıdır. Devamını düşünemiyorlar bile maazallah… Mesele budur!  Ama bunu dürüstçe söylemek yerine Kur’an-ı Kerim’i alet ediyorlar.

Sorun şu ki 3 günlük festivalin iptal edilmesiyle gençlik; işsizlikten, yozlaşmadan, asimilasyondan ve en temel sorun  olan sömürülmekten kurtulmuş olmuyor. Ama ahlak hareketinin ahlakının sınırları buralara komşu değil! Gençlik festivali de dahil Van gibi nüfusu bir milyonun üzerinde olan bir yerde onlarca festivalden biri olmalıdır. 21. Yüzyılda IŞİD zihniyetinin uzantıları utanmalıdır. Bu güzelim coğrafyayı ne hale getirdiler.

Gençlerin fellik bu coğrafyayı terk ettiği bu yerlere bir “turizm projeleri” ile ülke ekonomisini toparlama iddiasında olanlara iki çift söz söylemek lazım. Bu kafayla siz krizi çözemezsiniz, kriz sizi çözer. Kapıköy sınır kapısından giriş yapan turist sayısının son 4 yılda nasıl azaldığını sayılara dökmeye gerek yok. Ama şunu söylebiliriz. Gençlere 3 günlük eğlenceyi çok gören zihniyet beyin göçünü teşvik eder. Kısaca bu festival iptali basit bir vaka değil içinde tıkıldığımız yobaz kültürün güç kazandığının göstergesidir. Yobazlık yobaz da dahil herkese zararlıdır. Ahlak arayışımızın nereden başlamaması gerektiğini bu “ahlak hareketi” göstermiştir.






KRİZ VE BAYRAMIN SONU...

 
Van’ın sokakları son bir haftadır bayram yoğunluğu ile taşıyordu. Kaldırımlarda yürümek, geceleri bir yerde oturmak bile güçleşti bazen... İnsanların alış-veriş heyecanı ve özellikle çocukların bayramlıklara bakışı ve mutlulukları görülmeye değerdi. Bu nedenle bile çocuklar için bayramlarla dolu bir dünya dilemek her vicdan sahibinin gayesinde olmalıdır. Ancak maalesef tüm çocuklar için dünya bayram yeri değil başta yerinden edilmiş mülteci çocuklar olmak üzere, göç ettirilen, çocuk işçi olarak çalıştırılan ve en yaygın şekliyle yoksulluk içinde yaşayan çocuklara bayram çok uzakta. Hayır hasenat işlerine buralardan başlamayanları ise ilgili yerlere havale ediyorum.

Bayram geçici ama “insanlık krizi” kalıcı görünüyor. Bu yazıda Türkiye’deki gelecek kuşakların ne kadar risk altında olduklarına dair verileri sunmaya çalışacağız. Bilindiği üzere krizde olan Türkiye ekonomisi, Saray Rejimi’nin 24 Haziran seçimleri sonrasındaki politikaları nedeniyle çok boyutlu ve daha derin bir krize girmiştir. Sadece bir yıl içerisinde aşağıdaki her şey gerçekleşti. Sadece ekonomik boyutuyla baksak bile bu iklimde bayramın tadı kaçmış durumda.

  • Türkiye’de Resmi işsiz sayısı bir yılda 1,4 milyon kişi arttı. 811 bin kişi işini kaybetti. İşsiz sayısı cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Yani bu yıl üniversite mezunu olmak kadar talihsiz bir durum olamaz. Bu durumda hayat nasıl bayram olacak?

  • Türkiye’de enflasyon oranı Tüketiciler için % 10-11 bandından % 19-20 bandına, üreticiler için ise % 13-15 bandından % 28-30 bandına yükseldi. Ne yurttaşlar ne sanayici, çiftçi veya her kim ki bir şey üretmek istiyorsa bu zam bayramından muaf değil. Maliyet enflasyonu tüm hanelere ve işletmelere yağmur gibi zam yağdırmaktadır.
  • Türkiye ekonomisi geçen ramazandan bu ramazana daha belini doğrultamadı. GSMH 2018 yılının 3. Çeyreğinde (% 1,8) son çeyreğinde (% - 3) daraldı. 2019 yılının ilk çeyreğinde ise büyüme yine negatif (-2,6) oranında oldu. Bu eğilimin 2019’un diğer çeyreklerinde de devam edeceği tahmin ediliyor. Bu durumda kişi başına düşen gelir 10.500 bandından 8.500 bandına düşecek gibi. Gelir dağılımda adaletsizlik bu 8500 dolarında eşit dağılmadığını göstermektedir.
  • Dolar kuru 4,50-4,60 bandından 6,00 bandına yükselmiştir. (bu süreçte 7,24 seviyesine bile çıkmıştı.) Ülkede her şey “dolere” olmuş durumda. Dolarizasyon oranı % 55’e yükseldi.
Türkiye’nin yurttaşları ne AKP’ye ne de Türk Lirasına güvenmiyor. Yurttaşlar emeklerini, birikimlerini muhafaza etmek için TL dışındaki dövizlerde tutuyor. AKP’nin TL’yi değersizleştiren politikaları dolarizasyonu teşvik ediyor. Bu durum yüksek faizli ve yatırımsız bir ülke ortaya çıkardı. AKP güya faiz karşıtı bir parti söyleminde iken rantın, faizin, tefeciliğin taşeronu bir partiye dönüşmüştür.

  • Bütçe açığı 12 aylık bazda 100 milyar TL’yi geçti.  Yüzde 2 bandında olan açık oranı % 3,5’a kadar yükseldi. Gösterge faiz oranı % 20 bandının altından % 25 bandının üzerine çıktı. Halktan topladıkları vergi sarayın sofralarına yetmiyor. Örtülü ödenekten milyonlar harcanıyor yine yetmiyor. Bütçe açık veriyor. 4 ayda 55 milyar açık verdi bütçe. Niçin çünkü sarayın yandaş ihaleleri eskisi gibi işlemiyor. Yandaşları halkın vergisiyle fonlamak eskisi kadar kolay değil.

  • Ekonomi güven endeksi 95 bandından 75 bandına, tüketici güven endeksi ise 65 bandından 55 bandına düştü. Toplum ve ekonomi aktörleri ne AKP’ye ne de ekonomi paketlerine inanıyor. Güven endeksleri 2001 yılı   düzeylerine inmiş ve geleceğe, yatırıma, üretime ve istihdama dair karamsar bir durum AKP eliyle ortaya çıkarılmıştır. 

  • Ekonomi çöker tekrar düzelir. Siyasal tarihe bakınca ne partiler, kişiler, diktalar, gelip geçmiş. AKP’nin çöküşü de ta 7 haziran 2015 seçimleri ile başlamıştır zaten. Siyasal ve ekonomik durum dışında denizdeki balıklar gibi toplumun mensubu gibi tüm canlılar ümidimiz ve ümitsizliğimizin kaynağı. Bu kriz ortamında bile ümitli olmamızı sağlayan, mutluluğu ve saflığı bize her koşulda gösteren çocuklara teşekkürler. Tüm çocuklara özgür bayramlar dilerim.  

Öne Çıkan Yayın

DEM PARTİ MÜŞAHİDİ OL!

  İYİ BİR MÜŞAHİT NE YAPSA DAHA İYİ OLUR   İyi bir müşahit “müşahede altında olan ülkenin” tarihi seçiminde görev alacak sandık kurulu üyesi...