30 Ocak 2017 Pazartesi

Dolar ve OHAL ilişkisi üzerine

Dolar ve OHAL ilişkisi üzerine... 
15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye toplumunun aleyhine Türkiye’de karanlık bir darbe girişimi daha gerçekleştirilmiştir. Bu darbe girişimi, halkın canı pahasına durdurulmuş ve halkın emeğiyle darbe bir gün içinde başarısız olmuştur. Ancak sonrasındaki 1. OHAL ve 2. OHAL ve şimdi 3. OHAL dönemi uygulamaları darbeden daha kötü sonuçlara yol açmış yüzbinleri aşan kamudan ihraçlara neden olmuştur. Ne 1961 ne 1980 ne de 28 Şubat darbe dönemlerinde yaşanmayan boyutlarda ve hukuksuzlukla malul işten çıkarılmalar yaşanmaktadır. Bunlar yaşanırken reel ekonomik süreçler bu duruma ilişkin “resmi rakamlarla bile” dehşet dengesinin aşıldığını göstermektedir. OHAL DURUMU ÜLKE EKONOMİSİNİ DERİN BİR KRİZE SÜRÜKLEMEKTEDİR. 
Aşağıdaki grafiktede görüleceği üzere 1. OHAL döneminde görece stabil olan dolar 2. ve şimdi 3. OHAL Döneminde çok hızlı bir yükseliş ivmesindedir. Uluslararası Kredi değerlendirme lobilerinin açıklamaları Türkiye'de iktisadi bir krizin yapısallaştığının işaretleri olarak okunmalıdır. 

Dolar kurunun bu kadar hızlı yükselmesinin tüm toplum kesimleri açısından olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Döviz kuru dövizle borçlanan kamu ve özel sektörü etkilediği kadar dışa bağımlı tüketiciyi de etkilemektedir. İktisadi analistlerin “dış mihraklı” nedenlerle artıyor dediği Dolar kuru her ülke parasını TL kadar olumsuz etkilememektedir. 2005 yılı başında 1,33 olan döviz kuru[1] ilk defa 28 Ağustos 2013 tarihinde  2 TL  bandının, 8 Eylül 2015 Tarihinde 3 TL Bandının üzerine çıkmıştır. Son 10 yılda % 245 kat artan doların 2. OHAL Döneminden sonra ne kadar arttığı açıktır. 30 Ocak tarihi itibariyle Dolar 4 bandını aşmış, tekrar 3,90 seviyelerine gerilemiştir. Doların yükselmesinin doğrudan bazı etkileri aşağıdaki gibi belirtilebilir.
  • Kısa vadede üretimi ithalata bağlı tüm ürünlerde hızlı genel fiyat artışı, yani enflasyon oranının yükselmesi. Yüksek enflasyonun en temel sonuçlarından biri gelir dağılımında adaletsizliği derinleştirir. Bunun da başka olumsuz sosyolojik sonuçları olur.
  • Kişi başına düşen gelirin azalışı ve reel satın alma gücünün düşüşü dolar bazlı yükselişin bir başka sonucudur. 
  • Kurun yükselişi TL’nin değersizleşmesi anlamına gelmekte olup bu durum ticaret dengelerini olumsuz etkileyecektir. 
  • Döviz kuru ile borçlanmış işletmelerin iflası orta ve uzun vadede döviz kurunun hızlı yükselişinin olumsuz sonuçlarındandır. Üretimi döviz kuruna endeksli işletmelerin maliyetlerinde artış yaşanacaktır. 
  • Döviz kuru artışı "Net Dış Borç stokunun ve bunun GSYİH’e oranının artması" anlamına gelmekte olup dolar yükseldikçe borcun artması demektir. 
OHAL koşullarında iktisadi yaşamın bir önşartı olarak yıllardır savunulagelen "istikrar" kelimesi birçok yönüyle anlamını kaybetmiştir. Döviz kuru, işsizlik oranı, enflasyon oranı gibi en temel veriler istikrarsız ve olumsuz bir eğilim sergilemektedir. Ekonomik eğilimlerin "olağanlaşması" ülke genelinde söylem düzeyinde dahi olsa "olağan hukuk" devleti olduğunun gösterimiyle ilişkilidir. Ekonomide olağanlaşmaya gidiş OHAL'in sonlanmasıyla başlayabilir. 



[1] Bütün yıl ortalaması 1,3407 olmuştur. 30.12.2005’te de Dolar 1,343’tü.

Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

DEM PARTİ MÜŞAHİDİ OL!

  İYİ BİR MÜŞAHİT NE YAPSA DAHA İYİ OLUR   İyi bir müşahit “müşahede altında olan ülkenin” tarihi seçiminde görev alacak sandık kurulu üyesi...