21 Mayıs 2017 Pazar

KESK Her Cumartesi Saat 14-16 Arası Sakarya Caddesinde OHAL'E ve İHRAÇLARA KARŞI EYLEMDE

KESK'liler Her Cumartesi Saat 14-16 Arası Sakarya Caddesinde OHAL'E ve İHRAÇLARA KARŞI EYLEMDELER.. 20 Mayıs Cumartesi Günü de eylemlerini gerçekleştiren KESK'liler taleplerini basına, kamuoyuna ve Ankara halkına ilettiler. 

Şiarları;
Kanunsuz suç ve cezanın olmaz,
Sendikal faaliyet suç değildir,
Savaşa karşı yaşamın tarafındayız,
Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz,
Yaşamak, yaşatmak istiyoruz,
Emekçiyiz haklıyız, kazanacağız, işimizi geri alacağız,

şeklinde olan Kamu Emekçileri Sendikası konfedarasyonu üyeleri bu haftaki eylemde

OHAL kapsamındaki sosyo-ekonomik kötüleşme ve hukuk dışılığa dikkati çektiler. Son dönemde hak arama yollarının kapatılması, polis şiddetinin artması ve göz altıların arttığına dikkati çeken KESK Ankara Dönem Sözcülüğü, yandaş basının kriminalizasyon yaptığını, muhalif basına yönelik baskıların da arttığını belirtti. Yüksel Caddesinde 3. ayında olan açlık grevi ve ülke genelinde ihraçların hak arama yollarına yapılan saldırılar kınandı. Basın açıklamasına KESK'e bağlı sendikaların üyeleri dışında, ihraç edilenler, milletvekilleri katılım gösterdi.

Basın açıklamasını KESK Ankara Şubeleri Adına Rona Temelli okurken, .Ankara Üniversitesinden ihraç edilen akademisyenler Hukukçu Cenk Yiğiter ve Sosyolog Güneş Gümüş kamudaki ve üniversitelerdeki ihraçların boyutlarına değindiler. Yiğiter OHAL komisyonun hukuk dışı niteliğine ve  AİHM içinde bulunması gereken tutuma dair görüşlerini ifade ederken Komisyonun olağan bir yargı yolu olmadığını ifade etti. Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi çalışanı iken ihraç edilen Mahmut Konuk her pazartesi günü işyeri önünde yürüttüğü direnişine ilişkin açıklamada bulundu. Her pazartesi günü saat 11:30-13:30 saatleri arasında Çankaya TSM işyeri önünde eylemine  devam etmektedir. Benzer bir eylemi Cemal Yıldırım Ulus Defterdarlığı önünde her çarşamba günü yerine getirmektedir. ESM emekçileri de her perşembe günü 11:30-14:00 arasında yerine getirmektedir. 

KESK ve bağlı sendikaların OHAL ve ihraçlara karşı ülke çapındaki eylemlilikleri giderek çoğalacaktır.

Basın Açıklamasını İzlemek İçin  Tıklayınız

Güneş Gümüş Hocanın Konuşmasını dinlemek için Tıklayınız

Mehmet Sıddık Akın'nın konuşması için Tıklayınız

BU HAFTAKİ BASIN AÇIKLAMASI METNİ AŞAĞIDADIR.

SAYGIDEĞER ANKARA HALKINA, BASINA VE KAMUOYUNA
Siyasal iktidar 20 Temmuz 2016’da darbe girişimi gerekçesiyle olağan üstü hal ilan etmiştir. Olağan hukuku askıya almıştır. Olağan hukukun uygulanması ertelenmiştir.  İlk OHAL ilanından sonra kendi mensupları bile 3 ayın çok uzun olduğunu dillendirmişler ve sosyo-ekonomik yaşamın OHAL’in etkisinde kalmaması için çok uzatılmaması gerektiğini belirtmişlerdir. 304 gündür uygulanan OHAL kapsamında gelinen aşamada başta emekçiler olmak üzere tüm toplum kesimleri OHAL’in mağduru konumunda olduğu için OHAL’in sonlandırılmasını talep etmektedir.

Ancak Siyasal iktidar olağan hukuka aykırı olan birçok işlemini yine başta emekçiler olmak üzere topluma dayatabilmek için OHAL’i uzatılmaktadır. Buradan uyarıyoruz. OHAL’in toplumsal maliyeti her geçen gün artmaktadır. Uğranılan haksızlıklar nedeniyle başta intiharlar olmak üzere, boşanmalar, aile içi şiddet, beyin göçü, işsizlik gibi çok temel kitlesel sorunlar devlet eliyle ortaya çıkarılmıştır ve her geçen gün derinleşmektedir. OHAL’i sonsuza kadar uzatamazsınız. Olağan hukukun dışında kalarak emekçilere uyguladığınız zulmü sonsuza kadar sürdüremezsiniz. Emekçiler bunun hesabını sizden soracak.

OHAL uygulaması sosyo-ekonomik düzeni bozmaktadır. Olağan hukuk yoluyla AKP iktidarının işten atamayacağı yüzbinlerce kişi karanlık hukuk kararnameleriyle (KHK) işten atılmıştır. Bu işsizlik durumu sadece kamu emekçilerine özgün olmayıp OHAL’deki  ekonomik bozulma nedeniyle 700.000 yeni işsizin ortaya çıktığını TÜİK verileri göstermektedir. 3.900.000 olan cumhuriyet tarihinin en yüksek işsiz sayısına AKP iktidarı eliyle OHAL döneminde ulaşılmıştır. OHAL’in toplumsal maliyetinin faturası, evetçi-hayırcı fark etmeksizin tüm yurttaşlara artan enflasyon, işsizlik, cari açık ve bütçe açığı olarak döndüğü görülmelidir. 

OHAL ve KHK ihraçları karşısında tamamen demokratik yollarla hakkını arayan başta ihraç edilenler olmak üzere tüm yurttaşlara yönelen polis şiddeti yine bir OHAL hukuksuzluğudur. Anayasal bir haklar olan “düşünce ve kanaat hürriyeti (m 25)” “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m 26)” “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı (m 34)” başta olmak üzere temel hak ve hürriyetlerini kullanan yurttaşlara karşı orantısız ve tamamen hukuka aykırı bir şekilde saldırı olmaktadır. Gündüz geçerli olan kural gece geçersiz olmaktadır yine bir ilde geçerli olan kural başka bir ilde keyfi bir şekilde geçersiz olmaktadır. Ekipten ekibi, validen valiye temel hak ve hürriyetlerin değeri ve sınırlanması değişmektedir. Hukuk devleti ilkesi güvenlik şeflerinin ve valilerin kararlarıyla ihlal edilmektedir.

Son dönemde Yüksel’de “tamamen demokratik ve hukuka uygun yöntemlerle uğradıkları haksızlığa karşı” direniş gösteren emekçilere yönelik genel olarak polisin tutumu yine yandaş basının yaklaşımı suçtur. Anayasa gereği “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilemez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz ”Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu suça dahil olanlar hukuk önünde hesap verecektir. Başta Mehmet Dersulu ve Veli Saçılık, arkadaşlarımıza, Semih Özakça ve Veli Saçılık arkadaşlarımızın annelerine yönelik polis şiddetinin hiçbir gerekçesi olamaz bunun suç olduğunu kamuoyuna bildiriyoruz. Yine Türkiye’nin her yerinde basın açıklaması yapılabilirken geçen gün Diyarbakır’da KESK üyelerinin uğradığı hukuksuzluk hiçbir şekilde açıklanamaz. Siyasal iktidar, toplumun vergileriyle finanse ettiği yandaş medyası ve adeta kindar duygularla hareket eden güvenlikçiler bizim haklı direnişimizi ne durdurabilir ne de sesimizi kısabilir. Bize sosyal ölümü dayatan yaklaşıma karşı dün olduğu gibi bugünde yaşamın yaşatmanın yanındayız.

Siyasal iktidar olağan hukuka aykırı bir şekilde hem işten atmakta, hem KHK’lerle yargı yolunda hesap vermekten kaçmaktadır. Haklarını arayanlara karşı ise ifade edildiği gibi sabah-akşam-gece saldırmaktadır. Kurulan OHAL komisyonunun en önemli işlevi, iktidarı bir dönem daha mahkemelerin önünde hesap vermekten kurtarmak şeklindedir. Kurulan komisyon olağan hukuka uygun değildir. OHAL’in uzatılmasının bir örneğidir. Yapılan hukuksuzlukların kılıfıdır. Yaklaşık 200.000 civarında olduğu belirtilen OHAL mağduru başvurusunun, iktidarın belirlediği 7 kişi marifetiyle çözüm bulması ihtimal dahilinde değildir. Savunma hakkının ihlal edildiği bu sürecin hak ve adalete uygun yürütülmesi mümkün değildir. İşten atılan emekçilerin dosya incelemeleri bu kişiler işlerinde iken yapılmalıdır. Yıllarca kamuda hizmet sunmuş emekçilerin hakkında bir soruşturma yürütülecekse bunun kanunda yolları açıktır. Hukuk dışına daha fazla çıkarak bu sorun çözülemez. İşinden atılan emekçiler derhal işlerine döndürülmelidir suç vb. isnatlar olanlar hakkında olağan disiplin hükümleri uygulanmalıdır. OHAL komisyonu değil olağan hukuk tesis edilmelidir.

Siyasal iktidar “OHAL fırsatçılığı” kapsamında kendisine tebaa olmayan tüm toplum kesimlerini hedefine koymuş ve sonu olmayan bir şekilde ülkeyi sosyo-ekonomik felaketlere sürüklemektedir. Tamamen demokratik yollarla haklarını arayan kamu emekçilerini yandaş kalemşörlerince “suçlu-terörist” gibi göstermektedir. Sabah ve Akşam gazetelerinin KESK üyelerine yönelik bu haberi nedeniyle suç duyurunda bulunduğumuzu belirtelim. Ancak OHAL kapsamında ne basın ne de basın özgürlüğü bırakan siyasal iktidar  başta “İMC TV, Hayat TV” gibi birçok özgür basın kanalını kapatmıştır. Tarihleri “FETÖ” vb. yaklaşımlarla mücadele ile geçen başta Evrensel, Cumhuriyet gibi gazetelere yönelik baskılar günden güne arttırılmaktadır. Türkiye dünyada en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerinde başını çekmektedir. Tutuksuz yargılanabilecek onlarca muhalif gazeteci tamamen olağan hukuka aykırı şekilde cezalandırılmaktadır. Basına müdahalenin son örneği “Sözcü Gazetesi ”ne yönelik gözaltı ve arama kararıdır. Bu yaklaşımı asla kabul etmiyoruz.

Bitirirken; Siyasal iktidar ve uzantılarını hukuk içine dönmeye, OHAL’i ve Polis şiddetini sonlandırmaya, başta ihraçlar olmak üzere suç uydurarak toplumu kriminalize etmemeye ÇAĞIRIYORUZ. OHAL nedeniyle günden güne derinleşen ekonomik-siyasi krizin faturasını bu halk değil siyasi sorumluları ödeyecektir. Hukuku erteleyerek bir yere varamazsınız, KURTULAMAZSINIZ. Biz KESK’li emekçiler ne dün ne bugün ne de yarın sizin OHAL ve darbe hukukunuzla değil fiili, meşru ve evrensel emek mücadelesiyle yol aldık, mücadele ettik. Etmeye devam edeceğiz. Başta açlık grevinde 3. Ayın içerisinde olan ve 6 aydır Yüksel’de direnen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça olmak üzere ihraç edilen tüm üyelerimizin işlerine döndürülmesini talep ediyoruz.

KAMUYOYUNA VE BASINA SAYGI İLE DUYURULUR.

KESK ANKARA ŞUBELER PLATFORMU


Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

DEM PARTİ MÜŞAHİDİ OL!

  İYİ BİR MÜŞAHİT NE YAPSA DAHA İYİ OLUR   İyi bir müşahit “müşahede altında olan ülkenin” tarihi seçiminde görev alacak sandık kurulu üyesi...