16 Temmuz 2017 Pazar

AKADEMİ İHRAÇLARI: BEYİN GÖÇÜ HIZLANDIRMA POLİTİKASI!*

Türkiye’de üniversiteler, üniversiteliler, üniversite hocaları… “tarihinin en karanlık döneminden” geçmektedir. OHAL kapsamında “masumiyet karinesi”, “kanunsuz suç ve ceza olmaz”, “idari işlemle suç ve ceza inşa edilemez” “kanunların geriye yürümezliği” gibi temel ilkelerin yanısıra anayasal hükümler olarak “düşünce ve kanaat hürriyeti (m 25)” “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m 26)” sistematik bir şekilde ihlal edilmektedir.  Anayasanın 125. Maddesi gereği “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” ibaresi ihraçlar için ikinci bir KHK’ye kadar askıya alınmıştır[i]. Bir yılı dolmak üzere olan OHAL işlemlerine karşı yargı yolu açık değildir. OHAL KHK’leri yargı denetiminden kaçırılmak amacıyla meclis genel kurulunda oylanarak kanunlaştırılmamaktadır.
Üniversitelerin özerkliği için önceki dönemlerde sık eleştiri alan “YÖK’ün merkeziyetçi” müdahalesi durumuna rahmet okutan “atanmış rektörlerin üniversitelerini” yaşayan bir ülkedeyiz. Kendisi, seçimsiz atamayla gelen rektörler de kendi ölçütleriyle belirledikleri “ekipleriyle” çalışmak istemektedir. Sadece KHK ihraçları kapsamında 185 üniversitenin 117’sinde 5.247 Akademisyen işten atılmıştır.  YÖK istatistik verilerine göre Türkiye’de ilk defa “öğretim elemanı” sayısı azalmıştır. 81 ilde üniversite açmakla iftihar eden siyasal iktidar ortada bir yargı kararı olmadan “iftira, fişleme ve istihbarat” ile aralarında “dünyaca ünlü” akademisyenleri de içeren KHK Fişleri ile 80 ilden (Sadece Ağrı’da akademisyen ihracı olmamıştır.) akademisyenleri işinden atmıştır

İllere Göre İhraç Edilen Akademisyen Sayısı[ii]



İhraç edilen sayı binlerle ifade edildiği için birçok üniversitede bazı anabilim dallarında birçok ders açılamamış, binlerce tez yarım veya danışmansız kalmış, akademik dergilerin danışma kurullarına kadar müdahale edilmiş, akademisyen başına düşen öğrenci sayısı artmıştır. YÖK istatistiklerine göre 2016 yılında önceki yıla göre yapılan tez sayısı 1.173 azalış göstermiştir. 2017 yılında bu eğilimin daha kötüleşerek devam edeceği görülmektedir.


Yıl
Yüksek Lisans Tezi
Doktora Tezi
Toplam
2012
15.393
4.790
20.183
2013
17.068
4.987
22.055
2014
19.482
5.329
24.811
2015
21.059
5.665
26.724
2016
19.901
5.650
25.551
2017
3.087
762
3.849
2015’e göre 2016 azalışı
-1.158
-15
-1.173
 Kaynak YÖK, 12.07.2017



Ancak OHAL’in üniversiteye etkisi sadece akademisyen ihraçları ve bunların sonuçları şeklinde değildir. OHAL döneminde okuldan uzaklaştırılan lisans/master/doktora öğrencisi sayısı tam olarak bilinmese de binlerle ifade edilmektedir. Üniversitesi kapatıldığı için işsiz bırakılan akademisyen sayısı, üniversitesi kapatılmadığı halde sözleşmesi yenilenmeyen akademisyen sayısı yine binlerle ifade edildiği halde tam sayısı bilinmemektedir. OHAL KHK’si ile kadro durumları güvencesiz hale getirilen binlerce ÖYP’li de OHAL’in “nitelikli işsizlerine” dahil olmaya başlamıştır. Keyfi, “olağan hukuka aykırı” idari işlemler, ihraçlar ve mobing ortamı üniversiteleri akademik/bilimsel özerklik alanı olmaktan çıkarmaktadır.


İşsizler içerisinde üniversiteli oranının günden güne artması, mimar, mühendis ve avukat gibi meslekler dahil üniversiteli istihdamda “asgari ücretle çalışmanın yaygınlaşması” nitelikli işgücünü bu ülkeden uzaklaştırmaktadır. OHAL sürecinde kamudan KHK ihraçlarıyla ve özel sektörde kayyum uygulamalarının yaygınlaşmasıyla “nitelikli işgücü” yönünü her zamankinden daha yoğun şekilde ülke dışına yöneltmektedir. Pasaportu kısıtlandığı için yurtdışına çıkamayan akademisyen sayısı yaklaşık olarak bilinmektedir ancak bu kısıtı olmayan kaç “bin” akademisyenin OHAL sürecinde ülkeyi terk ettiği hiçbir zaman bilinemeyecektir.

AKP iktidarının, 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında uygulamaya konulan “öncelikli dönüşüm programlarından (ÖDÖP)” biri olan “Nitelikli İnsan Gücü İçin Çekim Merkezi Eylem Programı[i]” beyin göçünü tersine çevirme hedefi bulunmaktaydı. Türkiye’den göçmüş nitelikli araştırmacıları geri getirmek ve bununla yetinmeyip Türkiyeli olmayan araştırmacılar için de ülkeyi “çekim merkezi” haline getirmek iddiası birçok diğer iddiası gibi sözde kalmıştır.  2017-18 yılları için yurtdışından gelmesi hedeflenen kişi sayısı kadar (yaklaşık 22 bin) kişinin Türkiye’yi veya akademik/bilimsel üretimi terk ettiği görülmektedir[ii].



Bugün yaşanan süreç cebren bir beyin göçü teşviki şeklindedir.  Üniversiteliler arasında yaygın bir “gelecek kaygısı” “işsiz kalma korkusu” olduğu, birçok veriye yansımaktadır. “Üniversite, açmayı bina açılışı ile özdeşleştiren zevatın” ihraçlar ile ülkede nasıl bir beyin göçü başlattığının farkında olmaması anlaşılır bir durumdur. Ancak üniversitelerde, “üniversiteler içinde kalarak” “akademisyen” sıfatını taşımaya devam eden akademisyenlerin sessizliği bu duruma ilişkin vahametin boyutunu göstermektedir. Dünya üniversiteleri içerisinde “ilk 100 listesinde” Türkiye’den hiçbir üniversitenin adını görememek bu akademik sessizliğin karşılığı olabilir mi?  

Halen görevde olan bir r-ektörün reel-ironik bir analizi, hepimize ders verir niteliktedir. “3000’li yıllarda Yozgat’ta hedeflediğimiz büyük ve muhteşem bir üniversite olacak.” 

*Not: Bu yazı Bianette'te 14 Temmuz 2017 günü sabah yayınlanmıştır. Aynı günün gecesinde 302 akademisyen daha ihraç edilmiştir. 25 Ağustos 2017 Tarihinde 120 Akademisyen daha üniversitelerden ihraç edilmiştir. 





[i] Tebliğ’e rağmen misyonu halen belirsiz OHAL komisyonu bir yargı yolu değildir.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

7.348 KİŞİ BU “MUBAREK CUMA GÜNÜ” İHRAÇ EDİLDİ.


x
Türkiye’de devletin, hukuk devleti olmadığını görmek için sadece ihraçlar konusunu incelemek yeterlidir. Binlerce insan bu sabah işe gittiler, belki yüzlercesi mesaiye kaldı ve evine varmadan “internetten” işine son verildi.  692 Sayılı OHAL KHK’si de önceki 24 KHK gibi darbeyle mücadele adı altında sadece sıradan insanları işten attı. İhraç KHK’lerinin hiçbirisi meclisin onayına sunulmuş değil. Milli irade diye başımızın etini yiyenler bu zulüm KHK’lerini neden meclisin onayından geçirmez? Neden mahkemelerde hak arama yolunu kapatır? Neden kanundan kaçar?  Bir yılda sadece KHK’ler ile ortalama hergün 300 kişi işsiz bırakılmıştır.

Bugün (14.07.2017) ise darbenin yıldönümünde bir gün önce yani 364 gün önce olan darbe nedeniyle 7.348 kişi işten atıldı. Ayın 15’ine saatler kala… Binlerce insan yarın maaşını alacakken sabaha çok kötü koşulları olan bir işsizlikle uyanacak… Eşine, çocuğuna anne-babasına bu durumu nasıl anlatacak? Geçen yıl bugün yapılan darbe girişimi nedeniyle ben bugün işsiz kaldım mı? Diyecek…!!!

692 Sayılı OHAL KHK’si 4-5 saat geç yayınlansaydı 7.348 Kişi X 3.500 TL’den = 25 Milyon 718 binTL maaş alacaktı yarın ... “4 saat geç yayınlansa KHK, maaş olarak bu "hainlerin" çocuklarına, öğrencilerine, anne-babalarına, eşlerine, banka/kredi kartı taksitlerine, ilaç/hastane masraflarına gidecekti... Muhtemelen yarın kirasını ödeyecekti bu hainler... Bakkaldan ekmeğin yanına çikolata... bir paket sigara... yazın sıcağını bastırmak için koli koli soda...”

Bu 7.348 kişi de diğer yüzbinler gibi AİHM’in vahim kararı nedeniyle Misyonu belirsiz komisyonun “adaletini” bekleyecek…  Adalet mi? Üç nokta… Cumaların anlamı tüm ülke için netleşti sanırım... 192 Sayfa ihraç listesi... Muhtemelen referandumda bu 7.348 kişinin de mebzul miktarı "Evet" demiştir. 

2303 polis, 791 TSK mensubu, 102 öğretmen, 1486 Belediyeci, 356 Üniversite çalışanı, 789 Sağlık personeli/tıpçı 418 Adliyeci, 551 Diyanet personeli, 102 Maliye Bakanlığı .... 7 bin 348 insan işinden atıldı... Darbeden tam bir yıl sonra... adaletiniz bu işte... başka birşey söylemeye gerek yok.



Hiçbiri meclisin onayına sunulmamış, “olağan hukuka aykırı” 11 KHK ile 106.771 kamu emekçisini ihraç ettiniz. Mahkemelere başvuru yolunu kapattınız. İhraçlar bir yanda devam ederken bir yanda “olağan hukuka aykırı” komisyonunuz ne iş yapacak… Cumanız Mübarek … Sizin ölçütlerinize göre… ne aynı gökyüzü altındayız ne aynı tanrının safında... Lekum dînukum veliye dîn!!!

Kim bu 7.348 kişi diye merak edenler için ihraç edilen diğer yüz binden farkları yok… Ayrıntılı bilgi için ...






8 Temmuz 2017 Cumartesi

ENGELLİ İHRAÇLARIN SAYISI 2.000: “PEKİŞTİRİLMİŞ ADALETSİZLİK”*



Türkiye’de darbe “girişinden” aylar geçtikten sonra, OHAL kapsamında “olağan hukuka aykırı bir şekilde” işten atmalar gerçekleştirilmiştir. İhraçların, masuniyet karinesi gözetilmeden yapıldığı, idari tasarruflarla yüzbinleri aşan sayıda yurttaşın “kişisel kanaatler, ihbarlar ve fişlemeler” sonucu işten atıldığı yaygın bir şekilde ifade edilmektedir. “Kanunsuz suç ve ceza olmaz”, “İdari kararla suç ve ceza inşa edilemez” “Sert çekirdekli haklar KHK ile düzenlemez” “Suç ve cezanın şahsiliği”, “Kanunlar geriye yürümez” … gibi tarihsel/evrensel hukuk ilkelerine ve cari anayasaya aykırı bir sürecin, “OHAL adı” altında yaşatıldığı görülmektedir. KESK gibi, tarihi, darbelerle mücadelede geçmiş sendikaların ve kurumların “darbe ile mücadele adı altında” üyelerinin işten atılması “darbe ile mücadele ile mücadele” anlayışını pekiştirmektedir. Bu karmaşa ve hukuksuzluk içerisinde engelli ihraç olmak “pekiştirilmiş bir adaletsizliğe” maruz kalmak şeklinde yaşanmaktadır.

1 Eylül 2017 Dünya Barış Günü itibariyle bir yılı dolacak olan ihraç edilmiş kamu emekçileri içerisinde Engelliler de önemli bir sayıda bulunmaktadır. Ankara da SGK’den ihraç bir ortopedik bir engellinin beyanı durumu özetler niteliktedir. “Siyasal iktidar, ilk defa engelliler ile engelli olmayanlar arasında ayırım yapmadı. Bize de engelli olmayanlara yaptığı işlemin aynısını yaptı!”




Engelli kişilerin, çalışma yaşamına dahil olmaları en temel evrensel yurttaşlık haklarındandır ancak kamuda engelli olarak çalışmak; hem adaylık süreci hem de sonrasında birçok zorluğu barındırmaktadır. Engelliliğe yönelik, toplumsal ve hukuksal tanımlama karmaşasından, ön yargılardan ve kişisel özelliklerden kaynaklı durumlar ve sorunlar da yaşanmaktadır.  Tüm bu zorlukları aşıp kamu emekçisi olma durumuna “erişebilmiş” en az 2.000 engelli ihraçlar kapsamında tekrar engellenmiştir. 

KESK, “İhraç Edilen Kamu Emekçileri” Araştırması’nın verilerine göre yüzbinlerce ihraç edilen emekçiler içerisinde; Ortopedik, Görme,  İşitme, Zihinsel, Çoklu engelli olduğunu ifade edenlerin yanısıra “süreğen hastalıkları” olanların olduğu tespit edilmiştir. OHAL Kapsamında ihraç edilen engelli ve kronik hasta oranı % 2,88, yaklaşık sayısı ise 2.000 kişi civarındadır. Araştırma, polis/asker ihraçları içerisinde engelli ihraç olmadığı varsayımıyla bu sayıya ulaşmıştır. Araştırmada 55 farklı ilden ve 19 farklı kurumdan engelli ihraç edildiği beyan edilmiştir.

İhraç edilen engellilerin % 42’si ortopedik, % 13’ü görme, % 9’u çoklu (birden fazla engeli olan), % 7’si işitme engelli olduğunu ifade ederken süreğen hastalığı olanların oranı % 29’dur.  İhraç edilen engellilerin % 82’si erkek % 18’i kadındır. İhraç edilen engellilerin engel grupları ve cinsiyete göre görünümü aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Engel Grubu
Erkek
Kadın
 Toplam
Erkek
Kadın
 Toplam
Fiziksel / Ortopedik
43%
36%
42%
85%
15%
100%
Süreğen Hastalık
28%
36%
29%
78%
22%
100%
Görme
14%
12%
13%
84%
16%
100%
Çoklu
8%
12%
9%
75%
25%
100%
İşitsel
8%
4%
7%
90%
10%
100%
Genel Toplam
100%
100%
100%
82%
18%
100%
İhraç edilen engellilerin de ihraç edilmeden önce herhangi bir idari veya adli kovuşturma/soruşturma işlemi geçirmediği, savunma hakkını kullanmadığı görülmektedir. “İhraç edilmeden önce hiçbir soruşturma yapılmadı” diyen engelli ihraç oranı % 82’dir.

Engelli ihraçların en temel sorunlarından birisi emeklilik hakkını kazanmış olan engelli ihraçların emekli edilmeden ihraç edilmesidir. 15 yıllık hizmeti bulunan ihraç engelliler emeklilik haklarından mahrum bırakılmıştır. Olağan koşullarda 15 yılda kazanılmış hakları olan emeklilikleri, ihraç edildikten sonra “engelli değillermiş gibi” var sayılarak 25 yıl prim şartı koşulmaktadır. Bu nedenle 25 yıl şartını yerine getiremeyen yüzlerce engelli hem ihraç edilmiş hem de yoksulluğa terk edilmiştir. Engelli ihraçların kıdemlerini gösteren aşağıdaki tabloda görüleceği üzere ihraç edilen her iki engelliden birisi emeklilik hakkını kazandığı halde ihraç edilmiştir. Ancak 25 yılını doldurmuş ve yaş şartını yerine getiren engelli ihraçlar emekli olabilmektedir. Bu kişilerin de emekli ikramiyesi çoğunlukla verilmemiştir.

Kıdem
Erkek
Kadın
Toplam
1-5 Yıl
23%
16%
22%
6-10 Yıl
18%
28%
20%
11-15 Yıl
9%
8%
9%
16-20 Yıl
31%
20%
29%
20 Yıl Üzeri
18%
28%
20%
Genel Toplam
100%
100%
100%

Araştırma sonuçlarına göre ihraç edilen engellilerin % 79’u lisans veya yüksek lisans mezunudur. Engellilerin bu eğitim düzeyine erişimlerindeki zorluklar düşünüldüğünde yapılan haksızlık daha da derinleşmektedir.

İhraç edilen engellilerin % 80’ni evli olduğunu ifade etmiştir. Araştırma sonuçlarına göre engelli ihraçların % 95’inin kendileri dışındakilere de dair bakım yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda  % 84’ünün çocuk bakma yükümlülüğü, % 61’inin öğrenci bakım yükümlülüğü bulunmaktadır. İhraç engellilerle ilgili en temel sorunlardan birisi de % 18’inin kendileri dışında engelli veya kronik hasta bakım yükümlülüğü bulunmaktadır.

KESK İhraç Edilen Kamu Emekçileri Araştırmasına göre; ihraç edilen engellilerin % 46’sı kiracı ve % 31’inin ipotekli konut borcu bulunmaktadır. İhraç işlemiyle işsiz bırakılan engellilerin % 68’i gelir hiç olmayan hanelerde yaşamak zorunda bırakılmıştır. İhraç edilen engellilerin % 79’u iş aramış ama sadece % 9’u iş bulabilmiştir.  

İhraç edilen engellilerin % 82’si ihraçtan sonra bir sağlık sorunu yaşamasına rağmen sadece % 26’sının sağlık güvencesi bulunmaktadır. İhraç edilen engellilerin % 76’sı aile içi ilişkilerinde ihraç nedeniyle sorun yaşarken % 89’u genel sosyal ilişkilerinde sorun yaşadığını beyan etmiştir. Engelli ihraçların % 81’i kendileriyle gerçekleştirilen sosyal dayanışmanın yetersiz kaldığını ifade etmiştir.

Engellilerin toplumsal yaşama dahil olması için çok önemli rolleri olan kurumların engelli ihraçları içerisinde en büyük payı aldığı görülmektedir. İhraç edilen her iki engelliden biri Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ihraç edildiğini beyan etmiştir. İhraç edilen engelli bir öğretmenin beyanı şöyledir. ““Kendim gibi işitme engelli öğrencilerim kendi durumlarına duyarlı bir öğretmenden mahrum kaldı.”

Yazının başında ifade edilen “pekiştirilmiş adaletsizlik durumunu” engelliler kendi ifadeleriyle şöyle belirtmişlerdir.

 “İşten atıldıktan sonra başka yerde de iş bulamadım hem engelli olduğum için hem de KHK ile atıldığım için.”

“Hiçbir sebep gösterilmeden KHK ile ihraç edildiğimi gördüm. İşveren yok, eş dost uzaklaşmış, kendi vatanımızda el olduk. Tamamen ötekileştirilmiş durumdayım.”

“Hiç bir şey sorulmadan ihraç edildim. Evde yardımcı benim için ihtiyaç. Maddi yetersizlik buna imkan tanımıyor. İş yapmakta zorlanıyorum. Eşim de engelli kendine uygun olmayan şartlarda çalışıyor. Geçimimizi sağlamakta zorlanıyoruz.”

“672 sayılı KHK ile eşim ve ben haksız ve hukuksuz bir şekilde işten atıldık şuan hiçbir gelirimiz yok maddi manevi çok sıkıntı içindeyiz en yakın dost bildiklerimizde arayıp sormuyor 3 çocuğumuz var en azından birimiz göreve dönsek çocuklarımızın iadesini karşılarız başka bir yerde işte vermiyorlar %89 özürlüyüm bu mağduriyetimizi bir çözüm bulunmasını istiyoruz saygılarımızla”

NOT: OHAL kapsamında ihraç edilen engellilerin “tam listesine ve nihai durumlarına” ulaşmak amacıyla Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) Ankara Şubesi bir araştırma başlatmıştır. “Engelli İhraçlar” veya “Süreğen/Kronik Hastalığı Olan İhraçlar” linki doldurarak durumlarını iletebilir.

*Bu yazı  6 Temmuz 2017 tarihinde Bianette yayınlanmıştır. 


6 Temmuz 2017 Perşembe

SAMSUN İŞKUR'DA MOBİNGCİ MÜDÜRÜN KAMUYA MALİYETİ 5.000 TL


Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü bünyesinde iş ve meslek danışmanı kadrosunda görev yapmakta olan Büro Emekçileri Sendikası üyesi bir çalışan, iş yerinde maruz kaldığı mobbing nedeniyle açmış olduğumuz davada haklı bulundu. Büro Emekçileri Sendikası Genel Merkezinin açıklamasına göre mahkeme, üyeleri olan Uğur Uzun'un mobinge maruz kaldığını delilleriyle kabul etti ve mobingci müdürün mobingi nedeniyle İŞKUR'u tazminat ödeme yaptırımı ile cezalandırdı.

Samsun 1. İdare Mahkemesi, 2015/1095 E. Sayılı dosyada yaptığı yargılama soncunda 07.03.2017 tarihinde verdiği kararda sendika üyesinin işyerinde mobbing, ayrımcılık ve psikolojik taciz nedeniyle zarar gördüğü tespitiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Davanın sonucunda faiz ve diğer giderler hariç mobing nedeniyle sorumlu kamu kuruluşu olan İŞKUR'a 5.000 (yazıyla beş bin) Türk Lirası tazminat kararı alınmıştır. 

Yasa gereği söz konusu tazminatın mobingci müdüre rücu edilmesi imkanı bulunmaktadır. İdarenin bu tazminatı mobingci müdüre rücu edip etmeyeceği kamu emekçilerince merakla beklenmektedir. Kamu kurumlarında mobing durumunda tazminat kararı verilmesi hallerinde "rücu" işleminin etik gereği olması gerekmektedir. Çünkü kişisel bir bilgi/mevzuat eksikliği ve psikolojik bireysel durumlar nedeniyle gerçekleşen mobing eyleminin idarece finanse edilmesi doğru değildir. Mobing tazminatları mobingcilere rücu edilmelidir. Bu tazminatın, sorumlu personele aktarılmaması durumunda özellikle kifayetsiz yöneticilerin mobingi desteklemiş olacaktır. Kararın ayrıntıları aşağıdadır... 



Bu tazminat vergilerimizle ödenirse haksızlıktır. mobingçiye rücu edilirse azdır... Yine haksızlığın ve zorbalığın tespiti için tarihi bir karardır. Kararın alınmasında emeği geçenlere teşekkür ederiz. Mobing suçunun azalması için bu tazminatların faillere rücu edilmesi kanunen zorunlu hale getirilmelidir.  

5 Temmuz 2017 Çarşamba

OHAL’DE KHK’LERLE KİMLER İHRAÇ EDİLDİ?*

1930’larda o döneme kadar yaşanan en büyük ekonomik krizini anlatmak için kullanılan bir fotoğrafta, bir erkeğin sırtında “3 meslek sahibiyim, 3 dil biliyorum, 3 yıl savaştım, 3 çocuğum var, 3 ay bile çalışmadım ve yalnızca 1 tane iş istiyorum.” cümlelerini içeren bir afiş hala kullanılmaktadır. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 “darbe girişinden” sonra tarihsel bir artış sergileyen işsizlik kitlesi benzer bir durumla açıklanabilir. Birçok OHAL KHK’si İhracı çoklu meslekli, dilli, deneyimli olmasına rağmen işsiz olmaya devam ediyor. Türkiye’nin nitelikli üniversite mezunları OHAL KHK’leri kapsamında işe gittikleri bir günün gecesinde “cebri ve istikrarlı bir işsizliğin koşullarına terkedildiler.” Yıllarca kamusal hizmetlerin sunumunda görev almış emekçiler aylardır işsiz bırakılmış durumdadır.



En son 29 Nisan 2017 tarihinde yayınlanan KHK dahil 10 tane kararname ile 102.152 kamu emekçisi işten atıldı. (Not: Bu yazıldıktan sonra 14 Temmuzda 7.348 kişi ve 24 Aralıkta 2.756 daha ihraç edilmiştir.) Söz konusu tüm ihraç KHK’leri de henüz meclisin onayından geçmemiştir. Gecikmenin nedeni bu KHK’leri anayasa mahkemesinin denetiminden kaçırmak için zaman kazanmaktır. Kayyumların belediyelerden işten attığı sözleşmeli personeller, taşeron işçileri, kapandığı için çalışma hakları gasp edilen üniversite çalışanı ve akademisyenler belirtilen sayıya dahil değildir. Ayrıca KHK’ler ile kapatılan binlerce kurum ve kuruluş (vakıf, dernek, sağlık kuruluşu, basın/medya kuruluşu vb.) bünyesinde binlerce kişinin işsiz bırakıldığı bilinmektedir. OHAL döneminde ortaya çıkan toplam yeni işsiz sayısı TÜİK verilerine göre  700.000 kişi civarındadır. Türkiye tarihinde ilk defa işsiz sayısı 4 milyona yaklaşmıştır. Ayrıca İŞKUR Genel müdürlüğü 5 aydır kaç işçinin başvuru yaptığını ve İŞKUR istatistik bültenini açıklamamaktadır.

Bu kapsamda Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) KHK’ler ile ihraç edilenleri kapsayan bir e-anket uyguladı. Yaklaşık 5.000 kişinin yanıt verdiği bu ankete göre de ihraç edilen nitelikli bir kitle bulunmaktadır. Anketin sonuçları KHK’ler ile milyonlarca kişinin hayatının nasıl olumsuz etkilendiğini göstermektedir. İşsizlik ve güvencesizlik ile sosyal dışlanma ve hakkını arayamama duygusu ihraçlarla işten atılanların en temel sorunları olarak ifade edilmiştir. Araştırmanın özet sonuçları aşağıda gösterilmiştir.

1.      KESK’in araştırmasına göre işten atılanların % 82’si KHK ile ihraç edildiğini öğrenmiştir, öncesinde herhangi bir ifade alma veya savunma hakkını kullanma durumu olmamıştır. Bu kişiler hakkında KHK’den önce açılan adli veya idari hiçbir işlem olmadığı gibi açığa alma işlemi de yoktur. 

2.      İşten atılanların % 62’si AKP iktidarları döneminde kamuda işe başlamıştır.

3.      İşten atılanların % 22’si herhangi bir sendikaya üye değildir. % 11’inin sendikalara üye olması yasaklanmıştır. Toplam ihraçlar içerisinde yaklaşık % 3 oranında (110.000 kişi içerisinde 3.249 kişi) KESK üyesi bulunmaktadır. Geriye kalan % 64 ihraçlar Memur-Sen, Kamu-Sen ve Cihan-Sen ve diğer konfederasyon sendikalarının üyesidir.

4.      81 ilde işten atmalar yaşanmıştır.

5.      İşten atılanların % 23 Kadın, % 77’si Erkektir. İşten atılanların % 82’si evli olduğu ifade etmiştir. Evli olanların % 97,5’inin bakmakla yükümlü oldukları en az bir kişi bulunmaktadır. Evli Kadınların % 86’sının, Evli Erkeklerin % 92’sinin çocukları bulunmaktadır.

6.      İşten atılanların % 71’i lisans mezunu, % 17’si ise Yüksek lisans veya doktora eğitim düzeyindedir. Yani işten atılanların % 88’i üniversite mezunudur. Önlisans mezunu ihraçların oranı % 8 olarak ifade edildiğinde ihraç edilenlerin % 96’sının lise üzeri eğitim düzeyinde olduğu ifade edilebilir.

7.      İşten atılanların yaklaşık % 71’i 20-40 yaş, % 29’u 40-65 yaş aralığındadır.

8.      İşten atılanların bakmakla yükümlü olduklarının % 78’i çocuktur, % 55,3’ü Öğrencidir, % 9,6’sı Engelli veya Hastadır. İşten atılanların % 2,9’u engelli veya kronik hastadır. İşten atılan engelli veya kronik hasta sayısının kesinlikle 2.000 kişinin üzerindedir.

9.      İşten atılanların % 46’sı Kiracı, % 26’sının ipotekli konut kredisi borcu var. İşten atıldığı için kirasını ödeyebileceği bir eve ve ailesinin/akrabasının yanına taşınan, evini satan çok ciddi oranda ihraç edilen bulunmaktadır.

10.  İşten atılanların % 63’ünün şu an yaşadıkları hanelerde herhangi sürekli bir gelir bulunmamaktadır.

11.  İşten atılanların % 44’ünün tüketici kredisi borcu, % 75’inin başka borçları bulunmaktadır.

12.  İşten atılanların % 21’inin bir yakını, % 4’ünün 2 yakını, % 3’ünün 3 veya daha fazla yakını işten atılmıştır. İşten atılanların % 1’inin (en az 1.000 kişidir) yakınları şu halen açıktadır.

13.  İşten atılanların % 84’ü iş aramıştır ancak iş arayanların sadece % 8’i iş bulabilmiştir. % 92’si halen iş bulamamıştır.

14.  İşten atılanların % 73’ünün aile içi ilişkilerinde, % 90’ının sosyal ilişkilerinde bozulma yaşanmıştır. Bu kapsamsa dışlanma, psikolojik sorunlar, boşanma veya geçici ayrılıklar en çok ifade edilen sorunlardır. İşten atılanların % 83’ü sağlık sorunları yaşadığını belirtmiştir. İşten atılanların % 69’unun herhangi bir sağlık sigortası bulunmamaktadır. Bu kapsam gelir testi yapıp GSS kapsamına girecektir.

15.  İşten atılanların ortalama % 85’i kendileriyle gerçekleştirilen sosyal dayanışmayı (Aile, Arkadaş, Üye olunan Yerlerin dayanışması) yeterli bulmamaktadır. Sendikal dayanışma genel sosyal dayanışmayı arttırmaktadır. KESK üyeleri bu yönüyle daha olumlu bir konumda oldukları belirtmişlerdir. KESK üyelerinde sosyal dayanışma oranı daha yüksektir.

16.  İşten atılanların % 41’i herhangi bir yerden hukuki destek alamamıştır. Hiçbir yerden hukuki destek alamadıklarını belirten ihraçların % 23’ü Cihan-Sen, % 21’i Memur-Sen, % 8’i Kamu-Sen üyesi olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca hiçbir yerden hukuki destek almayanların % 31’i sendikalara üye değil ve 15’inin de yasal olarak zaten üye olma hakkı bulunmamaktadır. KESK talep eden tüm üyelerine hukuki ve ekonomik destek vermiştir.

17.  Tüm mahkemeler yetkisizlik kararı açıklamasına ve 690 sayılı KHK ile mahkemelere ret talimatı verilmesine rağmen ihraç edilenlerin % 92’si mahkeme yoluna başvurmuştur.  

18.  İşten atılanların % 90’ı “OHAL Komisyonu” hakkında görüşünü “Olumsuz buluyorum, AİHM yolunu geciktirmek için kurulmuş bağımlı bir komisyondur” şeklinde ifade ederken % 7’si “Olumlu buluyorum. Hızlıca yapılan bu haksızlık hızlıca düzeltilebilir” şeklinde ifade etmiştir. 

Sonuç olarak “OHAL kapsamında olağan hukuka aykırı şekilde” bir ön soruşturma ve savunma yapılmadan ihraç edilerek işsiz bırakılan yüzbinlerce kişinin, toplumsal olarak bakmakla yükümlü oldukları milyonlara varan yurttaş bulunmaktadır. Sadece ihraç edilen kişi değil bakmakla yükümlü olduğu, çocuk-yaşlı-engelli ve diğer aile efradı da mağdur edilmektedir. Sayının kitleselliği ve sürecin gittikçe uzaması adaletsizlik duygusunu pekiştirmektedir. Ne mahkemelerde ne de mecliste bu haksızlığa karşı bir yolun açık olmaması ve ihraçları bir yıla yaklaşan kişilerin bulunması sorunun kalıcı toplumsal sonuçlarına neden olmaktadır. Özellikle aile içi ilişkilerde bozulma, şiddet, psikolojik bozulma ve intihar eğilimi bu süreçte ihraçların bireysel sorunları olarak yaşanmaktadır. İhraç Edilenler Kim? Sorununun yanıtı: Her yer  ve her kesimden herkes şeklinde verilebilir. Ancak ihraç edildikten sonra dönen yaklaşık 1.400 kişinin hangi kriterler doğrultusunda işine döndüğü de başka bir soru-n ve haksızlık olarak tartışılmalıdır.

* Bu yazı 03.07.2017 tarihinde Bianet'te yayınlanmıştır.


2 Temmuz 2017 Pazar

KESK Ankara'da İhraçları ve OHAL'i Protesto etti

20 Temmuz 2016 tarihinde başlayan OHA-l toplum zararlısı bir uygulama olmuştur. 1 Eylül 2016 tarihinden bu yana KHK'ler ile ihraç edilen sayısı 100.000LERCE kişiye ULAŞMIŞTIR. Binlerce kamu emekçisi ihraç edilme korkusuyla mobing altındadır... OHAL KAPSAMINDA 2.000 ENGELLİ İHRAÇ İHRAÇ EDİLMİŞTİR. DEMOKRATİK YOLLA İŞİNİ TALEP EDEN ihraçlara Başta "Yüksel" olmak üzere ÜLKE GENELİNDE YÖNELEN ŞİDDETİ saldırılmaktadır. 

OLAĞAN HUKUKU ERTELEYEREK, HUKUK DIŞINA ÇIKARAK HESAP VERMEKTEN KANUNDAN KAÇANLARA KARŞI KESK CUMARTESİ GÜNLERİ ALANDADIR. 


Her hafta saat 14'te Ankara Sakarya Caddesinde OHAL'e ve İhraçlara Hayır Demek için toplanan KESK'li Kamu emekçileri 1 Temmuz 2017 tarihinde de basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Basın açıklamasını dönem sözcülüğü adına Tüm-Belsen Ankara Şube Yöneticisi Sayın İsmail Kaygusuz yaptıktan sonra SES üyesi Veli Saçılık açlık grevinde 115. günü dolduran Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın durumu ve talepleri hakkında bilgi verdi.  Basın açıklamasının tam metni ve görüntüleri aşağıdadır. 

" Değerli Basın Emekçileri

Başta 115 gündür bedenlerini ışığa dönüştürerek adalet sadece adalet diyen Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’nın bu soylu direnişini, bu yere göğe sığmaz çığlıklarını bir kez daha saygıyla selamlamayı bir borç biliriz. Ve bu İnsanlık Değerleri, hükümet yetkililerince duyulup, bu arkadaşlarımızın talepleri karşılık buluncaya kadar bir yanımız hep yaralı kalacaktır. Ve buradan bir kez daha yetkililere sesleniyoruz: bu Arkadaşlarımız, her geçen saniye ölüme bir adım daha yaklaşıyorlar. Bu Arkadaşlarımızın yaşamları sizin iki dudağınız arasındadır. Aksi takdirde Arkadaşlarımızın yaşamları ile ilgili yaşanacak olan her olumsuzluğun sorumlusu sizler olacaksınız. Nasıl ki gece yarısı KHK’siyle bu arkadaşlarımızı sorgusuz-sualsiz işten attıysanız, isterseniz bir KHK ile bu arkadaşlarımızı ve tüm ihraç edilen kamu emekçilerine işlerini iade edebilirsiniz.  

Aylardır biz bu sokaklarda adalet arıyoruz,  yalnızca biz kamu emekçileri değil, bu ülkenin tüm ezilenleri, sömürülenleri, mazlumları adalet arıyor. Şiddete, tacize ve tecavüze uğramış kadınları adalet arıyor, Tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan ve yakılarak öldürülen çocukların anne ve babası adalet arıyor, Berkin Elvan’ın Ali İsmail Korkmaz’ın, Ceylan Önkol’un annesi babası adalet arıyor. Bundan tam 24 yıl önce, Sivas Madımak’ta sadece semah dönüp, türkü söyledikleri için yakılan canlarımızın anneleri, babaları, çocukları kardeşleri adalet arıyor. Grevi yasaklanan işçi adalet arıyor, LGS de geleceği çalınan öğrenciler adalet arıyor. Doğanın tahrip edilmesine karşı Köylüler adalet arıyor. Köyleri yakılanlar, köylerinden göçertilenler adalet arıyor. Ataması yapılmayan öğretmenler adalet arıyor. Soma’da ve nice iş cinayetlerinde ölen işçilerin aileleri adalet arıyor. KPSS de geleceği karartılan işsiz gençler adalet arıyor. Çocukları gözaltında kaybedilen Cumartesi anneleri adalet arıyor.

Değerli Basın Emekçileri;
İnsanlık adalet arıyor, yaşam hakkı adalet arıyor, doğa adalet arıyor. İnsanlıktan yana ne varsa adaletsizliklerle boğulmuş adeta nefes alamaz hale gelmiştir. Bu ülkede bir avuç vurguncu, talancı ve yalancı dışında emeğiyle geçinen tüm herkes adalete aç, adalete muhtaç hale getirilmiştir. Adaletsizliğin temel yasası tüm haksızlıkların hukuksuzlukların üstünün kapatılmasıdır. Özgürlük diyen, hakkımı istiyorum diyen, emeğimin karşılığını istiyorum diyen, demokrasi diyen herkes ama herkesin sesini bastırmak için, kapitalist sistemin temel yasasıdır Adaletsizlik, Adalet demek bu ülkede en büyük bir suç haline gelmiştir. Evet, adaletsizlik ezenlerin zulmedenlerin ve sömürenlerin yegâne silahıdır.

Türkiye’de OHAL ve KHK rejimi darbe girişimi gerekçesiyle kurumsallaştırılmıştır. Gelinen aşamada darbeyle darbe girişimiyle ilgisi bulunmayan başta 3.249 KESK’li olmak üzere binlerce kamu emekçisi adaletsiz bir şekilde terorize edilmiştir. Darbe girişiminden yüzlerce gün sonra kamu emekçileri hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde işten atılmıştır. Haklarını hem mecliste hem de mahkemelerde aramalarının yolları kapatılmıştır. Her türlü demokratik hak arama yolu şiddetle bastırılmaya çalışılmaktadır. Dün Ankara’da Nuriye ve Semihe destek amacıyla en temel haklarını kullanan zor kullanılarak 11 kişi gözaltına alınmıştır.

Değerli basın emekçileri

İZMİR Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, Ankara’nın İbiş’inden geri kalmamak adına Ocak 2016’da, ’Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildiriye imza attıkları gerekçesiyle, Prof. Dr. Cem Terzi’nin de aralarında bulunduğu 12 akademisyeni açığa almıştır. Bir buçuk yıl sonra bir dünyaya akademik rüştünü ortaya koymuş değerli akademisyenlerimiz bir imza nedeniyle işlerinden alı konulmuştur.

Sonuç olarak Adalet ülkemizin en temel ihtiyacı haline gelmiştir. Yaşanılır bir ülke, çocuklarımızın geleceği için şimdi adalet diyen tüm güçlerle bir araya gelme zamanıdır. 15 Haziran da Ankara’dan başlayan “ adalet “ yürüyüşüne bu anlamda değer veren KESK, bu yürüyüşte yerini almış 30 Haziran 2017’te kitlesel katılım göstermiştir. KESK bundan sonra da fiili ve meşru her yolla Adalet arayışına devam edecektir. Basın açıklamamızı bitirirken hepinizi Nuriye ve Semih’in sesini duymaya davet ediyoruz. Ayrıca yarın Kolej meydanında saat 18’de gerçekleştireceğimiz Sivas anmasına çağırıyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 
1 Temmuz 2017
                                                                   
                                                      KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcülüğü"

Basın açıklamasının görüntülerini izlemek için lüften Tıklayınız  Görüntüler için Mahmut Konuk'a teşekkür ederiz.


Öne Çıkan Yayın

DEM PARTİ MÜŞAHİDİ OL!

  İYİ BİR MÜŞAHİT NE YAPSA DAHA İYİ OLUR   İyi bir müşahit “müşahede altında olan ülkenin” tarihi seçiminde görev alacak sandık kurulu üyesi...